İçeriğe geç

Sosyal medyanın iletişimdeki olumsuz rolü nedir ?

Sosyal Medyanın İletişimdeki Olumsuz Rolü: Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden

Günümüz dünyasında sosyal medya, hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Ancak, sosyal medyanın iletişimdeki olumsuz rolü, her geçen gün daha fazla konuşulmaya başlanan bir konu. Toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet bağlamında sosyal medyanın etkileri, bazen göründüğü kadar basit değil. İstanbul gibi büyük bir şehirde yaşarken, her gün sokakta, toplu taşımada, işyerinde gözlemlediğimiz sahneler, bu konunun derinliğini daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir.

Sosyal Medya ve Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği

Sosyal medyanın iletişimdeki olumsuz rolü, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini pekiştiren pek çok örneğe sahiptir. Özellikle kadınların ve LGBTQ+ bireylerin karşılaştığı ayrımcılık, çevrimiçi platformlarda sıkça karşımıza çıkar. Bir sivil toplum kuruluşunda çalışırken, pek çok kadının sosyal medya üzerinden karşılaştığı cinsel taciz ve aşağılama olayları hakkında duyduğum hikayeler, sosyal medyanın cinsiyet temelli olumsuz etkilerini gözler önüne seriyor.

Örneğin, İstanbul’un yoğun sokaklarında, kadınların yalnız başlarına yürüdüklerinde çevrelerinden aldıkları bakışlar, sosyal medyada bir anda neredeyse tüm dünyaya yayılabiliyor. Bu durum, kadının toplumsal rollerini ve beklentileri nasıl şekillendirdiğini gösteriyor. Kadınlar, bazen bir fotoğraf ya da video paylaşırken bile toplumsal normlara uymayan her hareketleriyle eleştiriliyorlar. Bu eleştiriler, zamanla kişisel özgürlüklerin sınırlarını zorlayan bir kültüre dönüşebiliyor.

Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Açısından Sosyal Medyanın Zararları

Sosyal medya, çeşitliliği kutlamak yerine, bazen homojen bir güzellik ve yaşam tarzı idealini dayatıyor. Gerçek hayatta pek çok insan, sosyal medyada gördüğü mükemmel hayatlara imreniyor ve kendilerini bu normlara uymak zorunda hissediyor. İstanbul’da toplu taşıma araçlarında, sokakta ya da arkadaşlarım arasında yaptığım sohbetlerde, “ne kadar güzel görünmen gerektiği” hakkında sürekli bir baskı olduğunu sıkça duyuyorum. Sosyal medya, bu baskıları daha da görünür kılıyor.

Bir gün, bir kafede otururken yanımdan geçen bir grup genç kızın, sosyal medyada paylaşacakları fotoğrafın nasıl görünmesi gerektiği üzerine konuştuğunu duydum. Fotoğrafın “güzellik” standartlarına uyması gerektiği ve bunun için doğru açıdan nasıl poz verileceği tartışılıyordu. Bu tür durumlar, insanların doğal halleriyle değil, sadece toplumsal baskılarla şekillenen bir kimlik inşa etmelerine yol açabiliyor. Çeşitliliğin kutlanması gerekirken, sosyal medya bu çeşitliliği kucaklamaktan çok daha fazla, tek tip bir güzellik anlayışını ön plana çıkarıyor.

Sosyal Medyanın Yansımaları ve Toplumsal Cinsiyet Rollerine Etkisi

Birçok kişi için sosyal medya, hayatı ve dünyayı nasıl göreceğini belirleyen bir araç haline gelmiş durumda. Ancak, bu araç çoğu zaman toplumsal cinsiyet rollerini pekiştiren bir platforma dönüşüyor. Sosyal medya üzerinden kurulan iletişimde kadınların ve erkeklerin birbirlerinden farklı biçimlerde temsil edilmesi, bu olumsuz etkileşimin bir başka örneğidir.

Toplu taşıma araçlarında ve sokakta karşılaştığım bazı durumlar, sosyal medyanın bu rolleri nasıl pekiştirdiğini gösteriyor. Örneğin, genç bir kadın, sosyal medyada idealize edilmiş bir yaşam tarzını taklit etmeye çalışırken, çevresindeki insanlardan gördüğü olumsuz yorumlar, onun özgüvenini sarsabiliyor. Benzer şekilde, erkekler de duygusal ifadelerden kaçınmak zorunda hissediyorlar çünkü sosyal medya, onlara duygularını dışa vurmamalarını, “güçlü” olmalarını söylüyor.

Sosyal Medyanın Toplumda Yarattığı Ayrımcılık

Sosyal medyanın iletişimdeki olumsuz rolü sadece toplumsal cinsiyetle sınırlı kalmıyor; aynı zamanda sosyal adaletin sağlanmasında da ciddi engeller oluşturuyor. Örneğin, sosyal medya üzerinden yapılan ırkçı ve ayrımcı yorumlar, bazen toplumsal çatışmaların tetikleyicisi olabiliyor. Sosyal medyada her kesimden insanın sesini duyurabilmesi, bazen bu platformların nefret söylemleriyle kirlenmesine yol açabiliyor.

Sokakta, iş yerinde ya da sosyal medyada, farklı kültürel ve etnik kimliklerden gelen insanların birbirleriyle kurduğu ilişkiler bazen bu platformlarda ırkçı ya da dışlayıcı söylemlerle zedelenebiliyor. Bu, toplumsal adaletin sağlanmasını daha da zorlaştırıyor. İnsanlar, bazen anonimlik kalkanı arkasına saklanarak, hiç tanımadıkları bireylere hakaret edebiliyorlar. Bu da sosyal medyanın, insanları birbirlerinden daha da uzaklaştıran bir mekanizmaya dönüşmesine yol açıyor.

Sonuç: Sosyal Medyanın Dönüştürücü Gücü

Sosyal medyanın iletişimdeki olumsuz rolü, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden, çeşitliliğin görmezden gelinmesine, sosyal adaletin engellenmesine kadar pek çok sorunu derinleştiriyor. Sokakta, toplu taşımada, işyerinde ve sosyal medya platformlarında gözlemlediğimiz her etkileşim, toplumsal normların ne kadar güçlü bir şekilde varlık gösterdiğini ve sosyal medyanın bunları nasıl yansıttığını gösteriyor.

Bu sorunun çözümü, yalnızca sosyal medyanın kendisinde değil, toplumda daha geniş bir dönüşümde yatıyor. İnsanların, sosyal medya kullanımını daha bilinçli hale getirmeleri, toplumsal cinsiyet eşitliği, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi konuları daha derinlemesine anlamaları gerektiği aşikâr.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
piabellacasino