Cahil İnsanların Yanında Kitap Gibi Ol Kimdir?
Bazen insanın yaşamında, belirli anlar olur; iş yerinde, okulda ya da bir arkadaş ortamında. Her şeyin sıradan, günlük bir akış içinde gittiğini düşünürken, birden karşılaştığınız bir olay ya da yapılan bir yorum sizi düşünmeye iter. Geçtiğimiz günlerde de benzer bir şey yaşadım. Bir arkadaşım, uzun bir sohbet sırasında bana, “Cahil insanların yanında kitap gibi ol!” diye bir cümle kurdu. O an bu söz, kafamda bir dönüm noktasına dönüştü. Ne demekti bu cümle? Cahil insanlara karşı nasıl bir tavır sergilemeliydim?
“Kitap Gibi Ol” Ne Demek?
Şimdi “kitap gibi olmak” ne demek, biraz üzerinde düşünmek lazım. Kitaplar, bilgiyle dolu, derin anlamlar taşıyan, bir insanın hayatına değer katabilecek kaynaklar olarak bilinir. Kitap gibi olmak, demek ki sadece sessizce durmak değil; bilgiyi doğru bir şekilde aktarabilmek, yaşadıklarını anlamlı bir biçimde paylaşabilmek demek. Ama her şeyden önce kitap gibi olabilmek, cehaleti kendi içinde dönüştürebilmeyi, insanlara doğruyu anlatmayı da içeriyor.
Çünkü, cahil bir insanla konuşurken sadece onun bilgisizliğini gözler önüne sermek, bazen durumu daha da kötüleştirebilir. En iyi çözüm, nazikçe ama kararlı bir şekilde bilgi sunmaktır. Bu cümleyi biraz daha derinlemesine incelemeye karar verdim. “Cahil insan” dediğimizde genelde hemen aklımıza cehaletle, okumamakla, dünyadan uzak olmakla özdeşleştirilmiş bir profil gelir. Ama bu sadece yüzeysel bir tanım. Gerçek hayatta, cehalet bazen sadece eğitimsizlikten ya da bilgi eksikliğinden kaynaklanmaz; bazen de insanlar, bildikleri şeyleri kabullenmekte zorlanırlar.
Cahil İnsanların Yanında Kitap Gibi Olmak: Kendi Hikâyemden Bir Kesit
Birçok insanın hayatında, çeşitli noktalarda birileriyle karşılaşırsınız. Mesela bir iş yerinde ya da okulda, bazen çevremizde öyle insanlar olur ki, ya da öyle tartışmalar yaşanır ki, hemen her konuyu bildiğini iddia eden, ama gerçekte hiçbir şey bilmeyen birinin etrafında kendinizi bulursunuz. Bunu yaşadığım bir anı hatırlıyorum.
Üniversiteden yeni mezun olmuştum, Ankara’da küçük bir şirkette çalışmaya başladım. Ekonomi okumuş birisi olarak, finansal raporlar, istatistikler ve analizler benim günlük yaşamımın bir parçasıydı. Ancak o dönemde, çalıştığım ofiste, her konuda fikri olan ve genellikle yanlış olan biri vardı. Sürekli olarak her şeye müdahale eder, yaptığı analizlerin doğruluğunu sorgulamadan insanlara “doğru” gibi sunardı. Bir gün, iş yerindeki bir toplantıda, konuştuğumuz veriler üzerine bir şeyler söylemeye başladı. Verilere dair çok fazla eksik ve yanlış bilgi vardı ama kimse tepki vermedi.
O an, kendimi “kitap gibi” hissettim. Hem sessizce durmak, hem de doğruyu en doğru şekilde ifade etmek, yani kitabın sayfalarında olduğu gibi sessizce bilgi vermek… Düşündüm ki, bazen karşınızdaki kişi yanlış bir şey söylediğinde ya da kafasında bir yanlışlık varsa, onu doğrudan “yanlışsın” diyerek kırmak yerine, biraz sabırlı olup, doğruyu ona nazikçe göstermek gerek. Kitap gibi olmak işte burada devreye girdi. Bilgiyi, karşıdakini kırmadan, etkili bir biçimde sunmak.
Cahil İnsanların Yanında Kitap Gibi Ol Kimdir?
Gerçekten, cahil insanlarla her gün karşılaşıyoruz. Gündelik hayatın içinde, hiç fark etmeden, çeşitli cehalet örnekleriyle karşılaşıyoruz. Toplumun belli bir kısmı doğruyu öğrenmek yerine yanlışlarını doğrulamakla ilgileniyor. Ancak bu, doğruyu anlatmak için mücadele etmenin bir engel olmamalı. Bu yüzden, “Cahil insanların yanında kitap gibi ol kimdir?” sorusunun cevabını ararken, aslında şunu demek istiyoruz: Bu kişi, sabırlı, doğruyu bilen ama bunu nazikçe sunabilen kişidir. Bir insanı kendi cehaletiyle bırakmak yerine, ona doğruyu öğretmeye çalışan, ama bunu bir öğretmen gibi değil, bir rehber gibi yapan kişidir.
Sonuç olarak, bilgiyi sahip olduğun bir hazine gibi değil, etrafındakilerle paylaşılması gereken bir değer olarak görmek gerek. Geriye dönüp bakınca, kitap gibi olmanın aslında cehaleti kırmanın, insanlara doğruyu nazikçe gösterebilmenin, onları daha iyi bir noktaya taşımak olduğunu düşünüyorum. Ve evet, bazen gerçekten kitap gibi olmak lazım.